Son mesaj - Gönderen: edise - Çarşamba, 20 Haziran 2018 18:48
Sitemiz 10 yılı aşkın bir süredir köyümüze hizmet vermekte. Sosyal ağlar kullanılmaya başlanalı cazibesi ilk yıllardaki gibi olmazsa bile bir arşiv görevi üslenmiştir. Bu hizmeti emek sarfederek acizene veriyor olsakta, mali sponsorlarımıza teşekkürü bir borçbiliriz. Yeni resimler ve köşe yazılarınzı gönderebilirsiniz.
UMRE SEVGİNİN KALPLERDE YAŞATILMASI
Yüce dinimizin büyük değer verdiği, İslam’ın sembolü durumunda bulunan, Kâbe-i şerif başta olmak üzere birçok kıymetli, değerli ve hürmete layık mekânın bulunduğu Mekke ve Medine şehirlerine kutsal topraklar yolculuğun adına umre denir.        
Her Müslüman’ın gönlünde bu beldeler ve mekânları ziyaret etmek, buralar da ibadet ve dua etmek arzu ve isteği vardır. Hatta ve hatta bir kere ziyaret edenler, bir daha bir daha ziyaret etmek ister ve imkân ve fırsat bulanlar da bu arzu ve isteklerini defalarca gerçekleştirirler. Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki; Allah’ım! Muhakkak ki, İbrahim Mekke’yi hürmetli kılarak onu harem bölgesi yaptı.  Her peygamberin bir haremi vardır, benim haremim de Medine’dir. Onu senin verdiğin değerlerle hürmetli kılıyorum...” ( Müslim, Hac, 78),;”  (İbn Hanbel, Müsned, I/318).          
 Bu Hadis-i şerifinde anlaşılacağı gibi, Mekke ve Medine şehirleri Peygamberlerin isteği ve Yüce Allah’ın (cc) emri ile kutsal ve hürmetli kılınmıştır.Bu kutsal mekânlara iki amaçla gidilir. Birincisi Hac, ikincisi de Umre ibadetlerini gerçekleştirmek için. Her iki ibadette Yüce Allah’ın rızacı için ve Yüce Allah’a (cc) yaklaşmak, manevi derinliklere ulaşmak için yapılır.Umre, kelimenin kök anlamının da ifade ettiği gibi “hayatı imar etmek” için gönüllülük esası üzerine îfâ edilen bir ibadettir. Her ibadetin, bir emirle yapılanı, bir de gönüllü olarak yapılanı vardır. İşte gönülle yapılanı umre diyoruz.Umre bir nevi şahsın mubarek sayılan o tapraklara sevgi ve özleminin bir tezahurudur. Kendine münhasır, sadece kendi kendisiyle kıyaslanan özel bir ibadettir. Allah Rasulü’nün Hudeybiye barışıyla sonuçlanan yarım kalmış umresi ve bir yıl sonraki kaza umresi de, umrenin çok özel yapısını gösterir.Umre, müminin içinde bir aşk ateşini yakma merasimidir. Bu ateş yandığı zaman, artık ok yaydan çıkmıştır. Sıla ve gurbet yer değiştirir. Nasılki kur’anı okudukça okuyası geliyorsa müslümanın . Nasıl ki Kur’an her okuyuşta yepyeni manalar fısıldarsa, Beytullah’ı her yeni ziyaret de, bambaşka âlemler açar. Sevginize doyumsuz sevda kapıları açılır.Adeta, bir defalık umre ile şu mesaj verilir.“Bir kez gel de, ondan sonra duramazsın,doyamazsın yine geleceksin!” Nasıl gelmeyeceksin ki? Kâbe, aşkın kübik halidir. Kalbi temsil eder. Bedende kalp ne ise, yeryüzünde, belki kainatta Kâbe odur.Tabi ki bu yorum, âşığın yorumudur. Kâbe’nin etrafında sütunları ve kubbeleri sayanların anlayacağı bir şey değildir. O öğle bir sevgiki buluştukça sizi yeniler.Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyorlar ki;” Umre ibadeti, bir sonraki umre ye kadar işlenecek olan günahlara kefarettir.” Buhari, hac.Gönlü aşk dolu bir bedenin hayatda kalmasının,ayakta durabilmesinin iki ayağı Mekke’de Kabe,Medine sevgililer sevgilisini Hz Muhammed (s.a.v)mi ziyaretidir.Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde buyuruyorlar ki; ”Kim, vefatımdan sonra benim kabrimi ziyaret ederse, beni hayatta iken ziyaret etmiş gibi olur. Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip olur.”  Bu hadis-i şerif müminler için çok kutlu bir müjdedir. Bu müjdeye erişebilmek için müminler akın akın Medine’ye, Mescid-i Nebevi’ye, nurun merkezine gitmektedirler. Medine-i Münevvere, İslam nurunun yeryüzüne yayıldığı Peygamber şehridir. Her karışı, İslam’ın aydınlığını insanlığa ulaştıran Allah Rasûlünün ve Sahabenin hatıralarıyla doludur.Şöye  gönül gözümüzden film gibi bir geçiş yaptığımızda   İslam’ın güzelliğini insanlara ulaştırabilmek için Peygamber Efendimiz (sav) buraya hicret etmiş, İslâm devleti burada kurulmuş, İslâm’ın mesajı insanlığa buradan ulaşmıştır. Rasulüllah (sav) İslâm’ı tebliğ görevini tamamladıktan sonra burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Böylece Medine, Allah’ın en sevgili kulunu ve insanlığın gelmiş geçmiş en büyük önderini bağrında taşıma şerefini elde etmiştir. Başlangıçta belirttiğimiz gibi, Medine Efendimiz (sav) in haremidir.İnsanlık tarihinin en güzel, en mutlu, en adil, en hakkaniyetli örnek ve model toplumu, Peygamber Efendimizin terbiyesinde bu şehirde oluşturulmuştur.Medine-i Münevvere İslâm kahramanlarının gelip geçtiği ve pek çoğunun bağrında yattığı kutsal şehirdir. Bu sebeple büyük bir engel olmadığı sürece hacıların ve umrecilerin Medine’ye giderek Hz. Peygamberin kabrini ziyaret etmeleri ve mescidinde namaz kılmaları büyük önem taşır. Bu doyumsuz sevginin kalplerde yaşatılması mübarek toprakları ziyaret etmek demek, şanlı İslâm tarihini ulvi duygularla ve hissederek yaşamak ve onu sineye çekmektir. Kalplerdeki imana güç katmak, günah kirlerinden arınmak, hayra doğru hızlı adımlarla koşmaktır.Efendimiz (sav) in cennet bahçesi dediği, mescidinde cennet kokuları almak ve  hayata yeniden doğmaktır. Dünya ve içindekilerden uzaklaşarak, manevi zirveye ulaşmaktır. Yüce Mevla’nın bize, taklidi değil, tahkiki, anadan babadan görme değil, düşünceden doğma bir imanı nasip etmesini dileyelim. Yüce Allah (cc) kutsal toprakları ziyaret etmeyi, Mekke ve Medine’de doya doya ibadet ve ziyaret yapmayı cümlemize nasip etsin. (amin) Selam ve dua ile.                                                                                        
  Din Gönüllüsü                                                                                                              Gençağa EREN
    2012-02-11  
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it