Son mesaj - Gönderen: edise - Çarşamba, 20 Haziran 2018 18:48
Sitemiz 10 yılı aşkın bir süredir köyümüze hizmet vermekte. Sosyal ağlar kullanılmaya başlanalı cazibesi ilk yıllardaki gibi olmazsa bile bir arşiv görevi üslenmiştir. Bu hizmeti emek sarfederek acizene veriyor olsakta, mali sponsorlarımıza teşekkürü bir borçbiliriz. Yeni resimler ve köşe yazılarınzı gönderebilirsiniz.
KARNIMIZIN ORTASINDAN GEÇECEK YOL
KARNIMIZIN ORTASINDAN GEÇECEK YOL
Muhterem Ballıcalılar!
Bir kaç yıl önce köyümüzü ziyaret ettiğimde, Karayollarının şimdiki yolu genişletme kararı aldığını duydum. Anladığım kadarıyla yapılması düşünülen yeni yol aynı güzegâhı takip edecek. Tabii genişleme yapabilmek için yola yakın bütün evler ve bahçeler zarar görecek. Buna göre Goloşor deresinden başlamak üzere ta Kaletaş’a kadar yola yakın ne kadar bahçe, ev, değirmen varsa hepsi zarar görecek, daha doğrusu tahrip olacak.
Aynı şey Arzular ve Kabaköy için de geçerli.
İnsan ister istemez soruyor? Yani bu işin başka yolu yok mu? Yol yapmak için illa da arazileri tahrip etmek gerekli mi?
Gümüşhane deresinde ne kadar arazi var ki? Arazinin kıtlığı sebebiyle köyler boşalmış, nüfusun neredeyse yüzde sekseni göç etmiş. Sebep, kalan araziler mevcut nüfusu beslemiyor da ondan. Elde avuçta bir kaç bahçeye benzer biraz yer var. Yol yapımcıları da sanki gözlerini onlara dikmiş.
Biliyorsunuz, ülkemizde öteden beri yeşil alanları işgal etme, onları tahrip etme, yeşil sahaları yerleşime açma hastalığı var. Daha doğrusu beslenme kaynakları olan ekilebilir, hatta sulak alanlar bile hoyratça tahrip ediliyor, yerleşime açılıyor, şehirler ve sanayi alanları kuruluyor. Kimse de buna dur demiyor. Kimse yarını düşünmüyor.
Gelecekteki torunlar ne yapacaklar yağma bu şekilde devam ederse?
Ekili arazilerin azalması demek, yarınlarda açlık tehlikesi demektir, kirlik tehlikesi demektir, kıtlık tehlikesi demektir. Artan nüfusa daha fazla arazi lazım olacak diye düşünmek yerine, şimdilerde hemen herkes eldeki arsaları, tarlaları, yeşil alanları paraya veya ranta çevirme, ekonomik çıkar etme peşinde.
Devlet de bu konuda duyarlı değil, belediyeler de. Onlar da yağmaya ya eşlik ediyorlar, ya da uzaktan seyrediyorlar.
Halbuki kesilen her ağaç, tahrip edilen her orman, ortadan kaldırılan her yeşil alan, işgal edilen her arazi çiğerlerimizden sökülen bir parçadır. Hadi çiğersiz yaşa yaşayabilirsen.
Şimdi tehlike; arazisi kıt, ekili alanı az, yeşilliği bir parça olan Edişe’nin başında. Yol yapma bahanesi ile bir avuç arazi tahrip edilmenin eşiğinde. Eğer zamanında bir şeyler yapılmazsa korkarım yarın geç olacaktır. Düşünün Gümüşhane deresini. Orada ne kadar arazi vardı? Torul’dan Kale’ye kadar yol kenarında ne kadar bahçe varsa, başka alternatifler aramadan yola verildi. Daha doğrusu gasbedildi, tahrip edildi.
Ben buradan bütün köylülerimize çağrıda bulunuyorum.
Lütfen bir şeyler yapalım. Yol için başka çözümler bulunmasını teklif edelim. Israrlı olalım. Köyümüzün bir avuç arazisi yarım avuca düşmesin.
Yarınlarda bir kürek toprka altın değerinde olacak. Şimdi de öyle değil mi? Köyden çıkmalarına rağmen hangi köylümüz köyündeki yerini para karşılığı satıyor? O kadar değerli ki, para ile karşılığı düşünülmüyor bile.
İşte bu para karşılığı satmayı düşünmediğimiz yerlerimizin büyük bir bölümü yol genişletme bahanesi ile tahrip edilecek. O zaman biz böyle ah vah mı edeceğiz? Kuzu kuzu seyredecek miyiz? Devlet baba, ne yaparsa haklı mı diyeceğiz?
Ama unutmamak gerekir ki devletin ilk görevi vatandaşı düşünmek, onu rahat ettirmektir. Hak ve hukuk her şeyden önce gelir.
Düşüncem şöyle; acaba Karayollarına şu teklifle gitsek köylü olarak, plan değişir mi? Kabaköy’den gelirken Yarmalar dediğimiz yerden yol hafif yükselerek Hacı Halil İbrahim’in evinin yukarısından, mezarlığın ve Halid Eren’in tarlasının, Memişgilin mezarlığının üstünden, oradan Hasan Kuş’un, Tahsin Amca’nın evlerinin üzerinden yani güneyin bayırından, Arapdere deresine bir kaç viyadük ile Hasan Ece’nin, bizim evin, Davut, Yakup ve Mevlid amcaların evlerinin üzerinden, uzun güneyin yamacından, Kamışlık deresine, Avcon taşının altına ulaşsa ne olur? Köye ulaşmak için bu yola iki tane çıkış yolu yapılır, olur biter.
Böylece hem yeni yol şimdiki trafiğe zarar vermeden kolayca yapılır, hem araziler kurtulur, hem de devlet mal sahiplerine para ödemek zorunda kalmaz.
Yol elbette önemli. Ona bir diyeceğimzi yok. Yol için pek çok fedakârlık yapılabilir. Ancak başka altarnatifler varsa, niçin araziler zarar görsün ki?
Köy ziyaretimde Muhtar kardeşim Abdurrahman’a konuyu açmıştım ama bunun zor olduğunu söylemişti.
Niçin zor olsun? Köylü olarak müracaat edelim, üzerinde duralım, gerekçelerimizi sıralayalım. Belki başarırız.
Yoksa gelecekte ” karnımızın ortasında yol geçiyor” demek zorunda kalacağız. Zira büyük dere kenarındaki küçük küçük bahçelerimiz/tarlalarımız bizim hem karnımız hem de çiğerimizdir.
Tepkilerinizi bekliyorum.
Selam ve dua ile.  
Hüseyin K. Ece
kerimece@hotmail.com
ev telefonu: 003175 6312783
 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it