Son mesaj - Gönderen: edise - Cuma, 12 Temmuz 2013 00:47
Resim galerimiz site ziyaretçilerin bakabilmesine izin verilmiştir,
BİR ŞİİR ve BİR HATIRA
 BİR ŞİİR ve BİR HATIRA
 Yıllar önce, sanıyorum Erzurum’da fakültede okuduğum yıllardı. Ama hengi sene olduğunu hatırlamıyorum. Bir gün köyü ziyarete geldiğimde Duzdaşlara gittim. Rahmetli Muhyiddin Ece mezarlığın giriş tarafındaki duvarı yapmış ve böylece mezarlığın altındaki çevre duvarı tümüyle tamamlanmıştı. Özel olarak orası için yaptırılan demir kapısını takmıştı. -Ki o kapı yıllarca rahmetli kayınpederim Ali Rıza Ece’nin kapısının önünde yerine takılmayı beklemişti.-
Hem mezarlığı ziyaret, hem de duvarlar ve kapı nasıl olmuş diye bakarken kapının sağ tarafında beyaz badana üzerine yeşil boya ile yazılmış bir kıta (şiir) gözüme ilişti:
“Yeşil beyaz hanemizin kapısı
Atamızdan kaldı bize tapusu
Hoş görünmez insanların yapısı
Ömrü yetip dost mezara girende”
Takdir ettim. Hoş bir kıta olmus. Saydım 4+4+3 heceli. Yani usta işi bir şiir. Rahmetli Muhyiddin ile ilk karşılaştığımda sordum:
-Şiir sana mı ait?
-Evet dedi, ben yazdım.
-Peki önceden mi tasarladın?
-Hayır dedi, kapıyı boyuyorken o anda aklıma geldi. İrticalen söyledim dedi.
–Bunu 4+4+3lü hece düzenine nasıl uydurdun?
Bunun ne olduğunu sorunca ben de kısaca hece veznini ve bu vezindeki ölçüleri anlattım. Dedi ki
-Benim Türk Edebitaındaki heceler hakkında fazla bir bilgim yok. Aklıma öyle geldi, öyle söyledim.
-Ama ölçüye uyuyor, hem de şiirde bir ahenk var, farkında mısın, bunu nasıl yapıyorsun? dedim. Dedi ki
-Biliyorsun ben bağlama da çalıyorum. Bir şiiri söylerken kendime göre bir makam, bir ses, bir şey buluyorum. Ona göre bir başlangıç yapınca, arkasından diğer mısralar öncekine uygun olarak geliyor. Bu bir çeşit müziğin marifeti. Kafamda şekillenen bir melodiye göre söylüyorum ve yazıyorum.
O böyle söyleyince saz şairlerinin niçin bu kadar ustalıkla şiir söylediklerini, nasıl bu kadar irticalen güzel şiirler döktürdüklerini daha iyi anladım. Hem kabiliyet hem de kulağın müziğe, melodiye alışkanlığı.
Rahmetli şöyle eklemişti:
-Yani mısralardan birinde bir hece eksik kalsa, kafamda tasarladığım ölçüye uymuyor, bir şey eksik kalıyor. Onu hemen uygun bir sesle tamamlıyor, ya da fazla ise atıyorum.
Yıllar sonra yukarı dereden sel geldi, lığları ta kapının oraya kadar sürükledi. Neredeyse şiirin alt mısrasına kadar toprak oldu. Yıllar boyunca bulaşan toz ve toprak yüzünden, beyaz badana siyaha dönüştü. Geçen seneler baktım, kapının bedanalı sövesinde bu kıtadan eser kalmadı. Silindi gitti.
Ama ezberlemiştim, hafızamda duruyordu ve bir yerlere de yazmıştım.
Köyümüzün sayfasında görünce heyecanlandım.
Muhyiddin Ece’nin diğer şiirleri yanımda. Eğer Gencağa kardeşim isterse ona gönderebilirim ve onun adına bir dosya açılıp oraya konulabilir.
O da köyümüzün bir değeri idi.
Ne yazık ki gençliğinde teyp imkanları doldurduğu kaset kaybolup gitti. Kendi kendime soruyorum köyümüzden veya akrabalardan birisi onun kasetini saklıyor mu?
Bu vesile ile Muhyiddin Ece’ye rahmet diliyorum.
 
Hüseyin K. Ece
31/8/2008 Zaandam
 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it