Son mesaj - Gönderen: edise - Çarşamba, 20 Haziran 2018 18:48
Sitemiz 10 yılı aşkın bir süredir köyümüze hizmet vermekte. Sosyal ağlar kullanılmaya başlanalı cazibesi ilk yıllardaki gibi olmazsa bile bir arşiv görevi üslenmiştir. Bu hizmeti emek sarfederek acizene veriyor olsakta, mali sponsorlarımıza teşekkürü bir borçbiliriz. Yeni resimler ve köşe yazılarınzı gönderebilirsiniz.
MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ
MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ
"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Hz. Âdem’den beri müstesna bir gün olarak tanınan Muharrem’in onuncu gününe de Aşure günü denir.
 Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin 2 âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir. Bizim kültürümüzde Muharrem ayının - Aşure gününün önemli bir yeri ve önemi vardır Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşure sine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(
1)
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır.. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir.
On peygamberin kurtuluş mucizeleri 10 Muharrem’de cereyan etmiştir.  
 Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
Hud Suresi,25–43)
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve.
Hz. Süleyman’a bu günde mülk verildiği;
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Peygamberin geçmiş ve gelecek günahlarının affedileceği müjdesinin verilmesi;
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
.” 3 Ayrıca ashabın ilk hicreti de bu ayda gerçekleşmiş, ilk muhacir kafilesi Muharrem ayında yola çıkmıştı.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Aşûra günü, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 4
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(5) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(6)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(7)
Hz. Peygamber aşure gününde tutulacak orucun faziletiyle ilgili olarak da şöyle buyurdular: “Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım.” 8
".
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır.
Hz. Hüseyin’in (r.a) ve aziz Ehl-i Beyti’nin yetmiş iki eşsiz büyüğü de hicr i10 Muharrem 61/680 yılında Kerbela’da şehit edilmişti. Caferilerce Muharremin onuncu gününün matem günü ilân edilmesi İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir.
 Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. Hz. Hüseyin efendimizin 61. hicret yılının 680 Muharrem'ine ait 10. gününde Kerbela’da şehit edilmesi 10 Muharrem’de üzücü olaylar da cereyan etmiştir.  Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez.
“Allah bizim elimizi o kanlı olaylardan temiz tutsun, biz de dilimizi başkalarına zarar vermemesi için temiz tutar, ileri geri konuşmaktan her daim çekiniriz!” .::Her gün Aşure ..Her yer Kerbela::.
Selam ve dua ile.                                                                     
                                                                                                                                                                                  .                                                                                                                                                            Gençağa EREN
                                                                                                                                                  02/01/2009
-------------------------------
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) (Bkz: Ahmet b. Hanbel, c.VI, s.244)
4) 'Buhari, Savm: 69.
5) Müslim. Siyam: 117.
6) Tîrmizî. Savm: 40.
7) A.g.e., Savın: 47.   
8) (Tirmizi, Savm, 48)
  9) et-Tergîb ve'l-Terhİb, 2:116
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it