Son mesaj - Gönderen: edise - Cuma, 12 Temmuz 2013 00:47
Resim galerimiz site ziyaretçilerin bakabilmesine izin verilmiştir,
SOSYAL HAYATIMIZDA KURBAN GERÇEĞİ
SOSYAL HAYATIMIZDA KURBAN GERÇEĞİ
 
 Kurban ibadeti, toplumsal bilincin canlanmasına, toplumda dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Özellikle komşular arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesini sağlar. Kurban ibadetinin hem bireye, hem de topluma birçok yararı vardır. Bu ibadet bize başkalarını da düşünme ve onlara yardım etme alışkanlığı kazandırır. İslâm dini, fertler arasında kardeşlik bağının korunmasını ve bunun güçlü bir şekilde devam ettirilmesini ister. Bu bakımdan kurban kesmek, Cenab-ı Hakk'ın rızasına ermenin, insanlara yardım etmenin ve sosyal dayanışmayı sağlamanın önemli bir yoludur.
     Kurbanı insanlara, dostlara, komşulara, fakir ve fukaraya ikram etmek ve böylece toplum fertleriyle kaynaşmak güzel bir sosyal dayanışma örneğidir. Bu diğer milletlerin imrendiği ve bir benzerinin görülmediği, toplumu birleştiren bir ibadettir.
      Kurban, Kurban yardımlaşma bayramıdır aynı zamanda. İnsanın vermesini, yardım etmesini kolaylaştırır. Nefsin cimriliğe çağıran telkinlerini göz ardı edebilmeyi öğütler. Dünya malına olan düşkünlüğü önler. Fakirlere bir dayanak olur, onları hayata bağlar.
    Kurban; kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar.
    Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir şekilde ortaya koymuş olur.
Kurban, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle yoksulların bulunduğu ortamlarda kurbanın bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür.
      Zengine malını Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir. Onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına, kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.
    Kurban, kendisine bahşedilen her şeyi asıl sahibine ait kılmanın en mukaddes bir tavırla anlatılmasıdır. Kurban, dünyayı reddedenlerden, orada kalanlar için bırakılmış bir veda hatırasıdır.
     Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail'i (a.s.) kurban etmekle imtihan edildiği haber verilmektedir.Bilindiği gibi Hz. İbrahim (a.s.), oğlunu kurban etmesinin istendiği bir rüya görmüştü. Peygamberlerin rüyaları da vahiy olduğu için, Hz. İbrahim (a.s.) kendisine bu emrin Yüce Allah tarafından verildiğini biliyordu. Bir tarafta ilâhi irade, diğer tarafta biricik evlat... Ancak ferman Yüce Yaratıcı'dan geliyordu ve O'nun emrine boyun eğmekte zerre kadar tereddüt göstermek bir peygamber için söz konusu olamazdı.Hz. İbrahim (a.s.), ilâhi iradeye tereddütsüz boyun eğdi ve oğlu yürüme çağına geldiğinde durumu kendisine bildirdi. İleride babası gibi peygamberlikle şereflenecek olan Hz. İsmail (a.s.), bu payeye layık olduğunu daha o zaman gösterdi ve:"Babacığım! Sana emredileni yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın." diyerek, ilâhi emre tereddütsüz boyun eğmesi.
    Hz. İbrahim'in (a.s.) Yüce Allah'ın emrini yerine getirmek için biricik oğlunu feda etmekte en küçük bir tereddüt göstermemesi ve Hz. İsmail'in (a.s.) bu ilâhi imtihan karşısında metanet ve teslimiyetin en muhteşem örneğini sergilemesi, bizim için son derece çarpıcı tablolardır.
 Hayatı bu amaç doğrultusunda yaşamanın yolu ise İslâm'ın emir ve yasaklarında titizlikle riayet etmekten geçmiş olması gerçeğidir...Bizlerden yüce yaratıcının istediği bu eylemin biz tarafı kesinlikle,niyetinin eyleme dönüşmesi içindir.
     Çünkü; Kurban edeceğimiz,bir evlat değil kazancımız, kazancımızında itiraz etmesinin veya niyetinin olumsuzluğu asla söz konusu olmaması. Evet, bu dünya öyle bir imtihan yeri ki, bazen malımızla bazen canımızla bazen de sevdiklerimizle deneniyoruz. İman iddiamızın samimiyetini ortaya koymamız,bu ciddi imtihandan başarıyla geçmemize bağlı. Nitekim Yüce kitabımız;
     "Andolsun biz sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan canlardan ve mahsullerden biraz eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele." (Bakara Sûresi 155) buyurmak sûretiyle bu noktayı vurgulamaktadır
Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, şöyle demekle emrolunduğunu ifade etmesi bizlere vaz geçilmez bir kulluk sloganıdır:
"Muhakkak ki benim namazım, diğer ibadetlerim, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim." ( İbn Mâce, Edâhî, 1) 
İslâm "teslim olmak" demektir.; yani Kur'an ve Sünnet'in belirlediği istikametten sapmadan hak yolda ihlasla yürümek, Allah ve Resûlü'nün bizden istediklerini Hz. İsmail (a.s.) teslimiyetiyle yerine getirmek...
      Yüce Kitabımızın Ayeti kerimelerinde..”rabbin için namaz kıl ve kurban kes"(Kevser 1-2-3)  ,”Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele. “ (Hac Suresi 36 -37) buyrulur.
İşte kurban ibadeti, biz Müslümanların hayatı Allah için yaşama azim ve gayretinde olduğumuzu  gösteren bir sembol, bir işaret olması dolayısıyla son derece önemlidir. Resulullah’ın (s.a.s.) bize öğrettiği şekliyle; dualarla, tekbirlerle kesilen kurbanlar, bizden çok uzaklarda bir yerlerde bir şefkat eli olup mazlumların gözyaşlarına dokunur bugün. !
Bir gözyaşı diner birden;
Bir kalpten keder gider!
Duaların en makbulünü taşır Melekler semaya.
 Kalpten kalbe sımsıkı bir kurbiyet bağı olur kurbanla!
İlahi rıza için kesilen kurbanla,
 Allah’a (azze ve celle) teslimiyetin huzuru iner gönüllere;
 İhlâsın sükûnu iner!
 Karanlıkta bir mum ışığı arayan gönüllere aydınlığı doğar fecrin.
 Sırat-ı Müstakîmi bahar dalları süsler her mevsim.
 Büyük şairimiz merhum Necip FAZIL’ın dediği gibi:
"Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez,
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada;
Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez."
 
     Evet, bu dünya öyle bir imtihan yeri ki, bazen malımızla, bazen canımızla, bazen de sevdiklerimizle deneniyoruz. İman iddiamızın samimiyetini ortaya koymamız, bu ciddi imtihandan başarıyla geçmemize bağlı.
Kurban kesen kimse adeta şöyle demiş olmaktadır:
     Ya Rabbi! Senin yolunda, senin rızanı kazanmak uğruna maldan-mülkten, sevdiklerimden ve hatta canımdan geçmeye hazırım. İşte bu kurbanı benim bu imanımın ve teslimiyetimin bir simgesi olarak yine senin adınla kesiyorum. Bu kurbanın toprağa dökülen kanı, sana verdiğim sözde, imanımda ve ihlasımda bütün benliğimle sabit-kadem olduğumun imzası ve tasdikidir. Kabul eyle ve beni bu yolda daim eyle...
     Kurban ibadeti hayatımızda böyle merkezi bir yer tuttuğuna göre, onu yanlışlıktan ve kusurdan uzak, titiz bir şekilde yerine getirmenin önemi kendiliğinden anlaşılmaktadır. Kurbanın bütün din ve kültürlerde fedakârlığın, erdemin, adamanın ve adanmanın en üst ifade ve eylem biçimi olarak kabul edilmesinin remz insanı atamız İbrahim’e (Aleyhisselam) ve tüm dostlara  selam olsun.Hayırlı Bayramlar.
 
                                                                                     06,12,2008
                                                                                     Gençağa EREN
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it