Son mesaj - Gönderen: edise - Cuma, 12 Temmuz 2013 00:47
Resim galerimiz site ziyaretçilerin bakabilmesine izin verilmiştir,
AŞIK OYUNU
BALLICA KÖYÜ KÜLTÜRÜNDE AŞIK OYUNU 
Aşık oyunu Tarihi bir Türk oyunudur. Kadim çağlardan günümüze gelene kadar, Türkistan ve Türkiye başta olmak üzere Türklerin yayıldığı tüm coğrafya bölgelerinde bu oyuna rastlamak mümkündür. Aşık oyunu günümüzde de Türk köy, kasaba ve hattâ şehirlerinde giderek azalmak üzere oynanmaktadır.Aşık, çift tırnaklı hayvanların arka ayaklarının diz kısmından çıkarılan ve dört yüzü değişik şekiller gösteren kemiğin adıdır.aşık oyunu, aşık kemiği ile oynanan birkaç türlü oyunun genel adıdır.Oyun keçi ve  koyun aşığı ile oynanır.Bu hayvanların aşığı küçük olduğu ve yere düştüğünde her yüzü üzerinde durabildiği için tercîh edilir.Aşık oyunu günümüzde de bilhassa türk ülkelerinin köylerinde, küçük kasabalarında, hattâ şehirlerinde daha doğrusu yeni oyunların tanınmadığı her yerde oynanmaktadır.Aşık oyunlarında oyuncu sayısının ehemmîyeti yoktur. bütün türk ellerinde aşık oyununun en yaygın iki çeşidi şöyledir:
1.KESMELİ;YEMİŞ;Aşıkların yere atılması ve yerdeki oturuşlarına göre atanın veyâ karşısındaki oyuncunun kazanması. bu oyunda aşık kemiği elin baş, işâret ve orta parmaklarıyla tutulup yeterli bir yükseklikten muayyen bir düzleme atılır. Aşık bu düzleme ancak dört şekilde düşer. Bu dört tür düşüşün de muhtelif adları vardır. yere düşüş, kemiğin yukarıda kalan kısmına göre adlanır. kemiğin daha enli olan yüzlerinden çukur olan taraf yukarıda olursa aç, (fik, cuk, çil), bunun karşı tarafı yukarıya bakarsa tok, (tök, dok), dar ve düzce olan diğer iki yüzünden kenarı hafifçe kalkık ortası çukurca olan yüzü yukarıda ise bey,kesdi (say, kazak, kallek, kellek), buna karşı olan tarafı da yukarıda ise kıt,ğala (tokan, dalak, eşek, dappan) adlarını alır. Aşukları biten çocuğa “Uduzdu uduldun” denir. Bu oyundan başka “yemiş,kesmeli,mire” diye tabir edilen birbaşka oyun şeklinde ise ortaya oynayan oyuncu sayısı kadar aşuk dizilir. Dizilen bu aşuk kümesine bir kaç metreden sağa denilen aşukla şeğleme yapılır. Aşuk “mire,kesmeli” gelirse kümenin olduğu yerden bunu vurmak için diğer oyuncular sağalarını atarlar,vuran çocuk diğerlerden birer aşuk alır mire gelen sağa vurulamazsa sahibi diğer oyunculardan birer aşuk alır. Şeglenen aşuk mire gelmezse diğer oyuncularda küme etrafında aşuklarını şeglerler sonra bir çocuk tarafından aşık kümesine sağa İle atış yapılır küme dağılırsa sağanın yüzlerine uyan aşuklar, oluşuncaya kadar vurulur. Sonra tekrar küme kurulur kazanan oyuncu arkadaşlarından birer aşuk alır oyun böyle devam eder.
 2.ÇİZGİLİ; dızzıklı,udmalı;Oyunculardan her biri birer küçük aşığı yere çizilmiş bir eşkenar üçgenin veyâ bir karenin içine dizer. sonra oyuncular sırayla belli bir uzaklığa çizilmiş olan çizgiden baççıldan bu küçük aşıklara ellerindeki daha iri SAĞA saka denen aşıklarla atış yapmaya başlarlar.Saka aşıkların içleri, vuruşun çetin ve başarılı olabilmesi için bazen kurşun veyâ balmumu akıtılarak doldurulur ve ağırlaşmaları sağlanır. amaç üçgen ya da kare içine konulmuş aşıkları vurmak ve huduttan çizgidençıkartmaktır. Vurulan aşık vuran oyuncu tarafından kazanılır. bu vuruşun da kâideleri vardır. Bu kâidelere göre bâzen vuran veyâ vurulan aşığın durumu da dikkate alınır. Meselâ vurulan aşığın kazanılması için dizilen yerin hudut çizgisinden çıkması gerekirki alına. Aşıkların, küçük aşıkları vurmak için kullanılan irilerine bazı yörelerde sıvas, imranlı`da “eneke” saka adı verilir.
 Aşık`ın târihçesi ile ilgili olarak da şunları söyleyebiliriz:
Aşık yetişkinler arasında “udmalı,dızzıklı”, çocuklar arasında “cezâ verme, cezâlandırma” amacıyla oynanan en eski oyunlardandır. Ambrosius milano piskoposu 385`te yazdığı “liber de tobia” adlı eserinde kun okçularının aşık oynadıklarını bildirmektedir. aşıkın, dîvân ü lügat-it türk`teki şekli “aşuk”tur. dîvân`da bir de aşuklamak fiili kayıtlıdır ki çevirisi “aşık kemiğine vurmak” diye verilmiştir. te`lîf târîhi 11inci yüzyılın başlarına kadar götürülen dede korkut hikâyelerinden dirse han oğlı buğaç han hikâyesinde “meger sultanum, dirse hanun oğlançuğı üç dahı ordu uşağı meydanda aşuk oynarlar idi. buğayı koyuvirdiler, oğlançuklara kaç didiler. ol üç oğlan kaçdı. dirse hanun oğlançuğı kaçmadı, ağ meydanun ortasında bakdı turdı.” cümlelerinden, o târihlerde dahi aşık oyununun oğuz içinde yaygın olduğu anlaşılmaktadır.
 Macar türkbilimci armin vambery tarafından okçu parmaklarının çevikleştirmesi için yapılan bir alıştırma, bir idman sanılmıştır. aşık oyunu, aynı bilgin tarafından orta asya`daki türk boyları içinde de araştırılmıştır. vambery, 19uncu yüzyılda orta asya`da tesbît ettiği aşık kurallarını da yazmıştır. bu kurallardan birinde, aşık kemiğini atmadan önce ne atacağını söyliyen ve söylediğini tutturan oyuncu oyunu kazanır. aşık kemiğinin kemer şekli olan yanına “çeke”, keskin yanına “alçı”, düz yanına “tava” denilir. aşık oyunu bâzen 4, bâzen 8 aşıkla oynanır.
ilk çağlarda, türk`lerin aşık kemiği ile fal açtıkları bilinmektedir. nitekim aşık kemiğiyle fal bakma âdeti bugün anadolu çocuk oyunları içinde yaşamaktadır. kırşehir`de “aşığım ne adam” veyâ “baht” adlı aşık oyunuyla bir kimsenin nasıl bir adam olduğu öğrenilmeye çalışılır. gaziantep`te “aşık filan ne kişi” adlı aşık oyunu, gemerek`te sofra başında oynanan “söyleşmeli aşık oyunu” da aynı maksadın oyunlarıdırlar. ıstanbul`da da bu amaçla oynanan aşık oyunlarının varlığı bilinmektedir.
Günümüzde türk illerinde aşık oyununa verilen adlar şöyledir:
Batı türkeli`nde, özbekeli`nde, türkmeneli`nde aşık, kırgızeli`nde aşık veyâ çükö, azereli`nde aşığ, kazakeli`nde asık.
 Tarihi çok eski bir çocuk oyunu olan ve günümüzde artık çocukların pek oynamadığı aşuk’tan bahsetmenin kültür değerlerimiz açısından önemli olduğuna inanıyoruz, şöyle ki oyunda geçen bir takım deyimler Kaşgarlı Mahmud’un 1068–1072 yılları arasında yazdığı bilinen Divan ü lügat-it Türk’te geçmektedir.
 Koyun, keçi, oğlak ve küçük danaların ayaklarından çıkan aşıklar,çocuklar için birer oyun aracıdır. Aşıklar genelde boya ile boyanır,sağa ların belleri bakır telle sarılır ve ortaları delinerek ağır olması için kurşun akıtılır. “Sağa” tabir edilen ağır ve büyük aşıklar oyuncunun elindeki seçilmiş aşıktır, her oyuncunun bir sağa’sı vardır.
Sokakta veya evlerin damlarında oynanan, aşuk oyunlarını sadece erkek çocuklar oynar. Aşukların yüzleri çig, şeg, tög, mire, alçı gibi isimler alırlar. Bir daire içerisine dizilen aşıklar bir kaç metre uzaktan sağalarla atılarak daireden dışarıya çıkarılmaya çalışılır, bu oyuna “çızı oyunu” denir. Çizgi dışına çıkarılan her aşuk, çıkaran oyuncuya ait olur. Aşuk çıkaramayan oyuncu, oyunu rakibine bırakır, böylece aşukların tamamı daire dışına çıkıncaya kadar oyun devam eder:
 Bir çocukluk masalından ziyade, tarihsel bir süzgecin derin ritimleri arasından günümüze ulaşmayan aşık oyunları... Ben ve benim gibi olanlar için bu oyunu son görenler diyebilirsiniz. Hani tüfeğin icadıyla bozulan mertliğin mukayesesi Asık oyunu için fazlaca mübalağa olabilir ama özellikle atari ve bilgisayarın icadıyla yok olmaya yüz tutan bir oyundur Aşık Oyunu...
 02/03/2009
GENÇAĞA EREN
 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it