Son mesaj - Gönderen: edise - Cuma, 12 Temmuz 2013 00:47
Resim galerimiz site ziyaretçilerin bakabilmesine izin verilmiştir,
KİTAP DOLU BİR EVLE ÇİÇEK DOLU BİR BAHÇE
 KİTAP DOLU BİR EVLE ÇİÇEK DOLU BİR BAHÇE
“Rabbim senden kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe dilerim” diyen bilge kişi ne kadar güzel söylemiş.
Şimdilerde evlerde de çiçek var. Bahçeleri, bağları, ya da bayırları, çayırları süsleyen çiçekler evlerin içlerini de süslüyorlar. İnsanlara her an güzelliklerini, kokularını ve anlamlarını sunuyorlar. Temizliğin, sevginin, renklerin, yürek dünyasının enginliğini, arı duru olmanın saflığını takdim ediyorlar. Erdemi, aşkı, vefayı, sadakati, ilgiyi  ve iyi duyguları âdeta haykırıyorlar.
Bir temiz yürekli kimse çıksa da şöyle temenni etse; eminim temennisi boşa gitmez:
“Çiçek gibi vefalı kalasın... Çiçek gibi saf olasın... Ahlâkın da, için de, dışın da çiçek gibi olsun... Çiçek gibi güzel kokular saçasın... Çiçek gibi yüzün de gülsün... Çiçek gibi temizliğini koruyasın... Çiçek gibi arkadaşın olsun...”
“Ey çiçek kadar saf kızım
Bir gül ver bana
Onu bağrıma dikeyim bu gece
Gül kızım, çiçek kızım
Gökyüzünde yıldızım
Bana bir gül ver...”
Buna bir de kitabı eklerseniz, ne güzel olur.
Çiçek ve kitap...
İki arkadaş, hem de iki vefâlı arkadaş. Asla ihanet etmeyen, asla terketmeyen, asla kalleşlik yapmayan iki güzel dost...
Hele kitap bir de faydalı ise..
Hele kitap insanı en güzele, en doğruya, en faydalıya, yani kısaca Gerçek’e davet ediyorsa...
Hele bir de kitap insanı kâinatla buluşturuyorsa, insanı çiçek gibi bir hayata, çiçek gibi koku saçmaya çağırıyorsa; bunun güzelliği kim anlatabilir, hangi dil söyleyebilir? Bunun tadını hangi kalem dile getirebilir? Bunun okşayıcı nefesini hangi rüzgâr taşıyabilir?
Kitap ve çiçek dolu bir ev.
Yani güzellik dolu, güzel koku dolu, güzel arkadaş dolu bir ev... İçinden güzel kokular gelen bir ev. İçindeki ıtırları (esansları) dışarı sızdıran, komşuları, çevreyi memnun eden bir hâne...
Orada saadet olmaz mı? Orada yetişen nesiller gül gibi olmaz mı? Oranın terbiyesi ile terbiye olunan nesiller, o güzellikleri başkalarına taşımazlar mı? Sevdikleri çiçekleri başkalarına bayram hediyesi diye götürenler, herhalde gittikleri yere güzel koku ile de gitmiş olurlar.
Sadî Bostan isimli eserinde böyle bir örnek verir: “Bir gün bir yerde elime bir tuğla denk geldi. Çok güzel kokuyordu. Tuğladan gül kokusu geliyordu. Sordum: Ey topraktan yapılmış tuğla! Sen bir tuğlasın ama gül gibi kokuyorsun. Nedir bu işin sırrı. Kurumuş ya da ateşte pişmiş bu tuğla parçasında bu denli güzel koku... Bunun bir sebebi olmalı?” Tuğla şöyle cevap vermiş: “Ben bir zamanlar toprak iken bir saksıda bir müddet gül ile arkadaşlık yapmıştım. Bu güzel koku ondandır.”
İşte böyle gül ile arkadaşlık yapanlara gülün kokusundan bulaşır. Körük çekenlerin yanlarında bulunanların üzerine de is ve duman çöker.
Çiçeklerle arkadaşlık yapanlar da yanlarında hep güzellikler ve güzel kokular taşırlar.
         Gül gibi, lâle gibi, fesleğen gibi, ne bileyim diğer çiçekler gibi... Hangisi olursa olsun. Her biri ayrı bir güzellik, her biri ayrı bir manzara, her biri ayrı bir koku.
Kitap okuyanlar, ya da güzel kitaplarla arkadaşlık edenler de herhalde yanlarında güzellik taşırlar, güzel kokular götürürler başkalarına, tıpkı güzel çiçekler gibi.
Takdir edilir ki, yapay çiçekler, tabii çiçekler gibi kokmazlar. Yapma/plastik çiçekler tabii çiçekler gibi içimizi ısıtmazlar. Duygularımıza tercüman olmazlar. Bizimle içinde bulunduğumuz ortamı paylaşmazlar. Bizimle konuşmazlar. Çünkü dilleri ve duyguları yoktur yapay çiçeklerin.
Ama tabii çiçekler öyle mi! Onların hem duyguları vardır, hem de dilleri. Onlar herkesle konuşmazlar. Onlar yalnızca kendi dillerini anlayanlarla konuşurlar.
Güzelden, duygusaldan, derinlikten, hoşluktan yana olanlar evlerine veya bahçelerine tabii çiçekleri misafirler ederler. Elbette güzel koku verenleri tercih ederler.
Kitaplar da böyledir. Kimisi etrafına güzel koku yayar, hoşluk neşreder, tatlı olan şeyleri hatırlatır. Kimisi yüreği ve kafayı doyurur. İnsanı terbiye eder, duygularını inceleştirir, isteklerini hizaya sokar, aklını başına almasını sağlar.
Kimileri de vardır ki ısırır, eşek arısı gibi sokar, kanı ve bedeni zehirler. Yüreği kapkara eder, duyguları azgınlaştırır, aklı baştan alır götürür, hafızayı yorar.
İşte bunun gibi yapay bilgiler veren, güzel koku yaymayan, evimiz gibi kalbimizi ve hayatımızı süslemeyen, zararlı, içi bomboş, kötülüğün ve yanlış şeylerin reklâmını yapan kitapları çiçeklerin arkadaşı saymıyoruz. O kitaplar evimizi süslemez ve güzel koku yaymazlar.
Kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe derken, ne kitap hamalı olmayı kasdediyoruz, ne de göşterişi. Kitapçıya gidip de “bir metre kitap istiyorum” diyenlerle bir işimiz yok.
İçinde dişe yarar bilgi barındıran, hakka ve hakikate götüren, kişiye ve topluma fayda sağlayan şeylere yönelten güzel, faydalı, seviyeli kitaplara sahip olmayı ve onları okuyup anlamayı; tabii ki öğrenilenlerle amel etmeyi kasdediyoruz.
Ne dersiniz; evimizi çiçek ve kitapla güzelleştirelim mi?
Güzel kokuları artıralım mı?
Çiçeklerle ve kitaplarla arkadaşlığımızı çoğaltalım mı?
 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it